Tarihi ve doğal güzelliklerinin yanı sıra muhteşem plajlarıyla misafirlerini mest eden bir tatil rotası
Limni Adası sizleri sükunetin ve aşkın kusursuz ritmine tanıklık etmeye çağırıyor. Bir tarafta berrak turkuaz, diğer tarafta ateş kırmızı güneş. Adeta tablodan fırlamışçasına mükemmel manzaraları ile Limni Adası
Lemnos olarak da bilinen Limni Adası, eşsiz doğası ve tertemiz sahilleri ile tanınıyor. Demircilik Tanrısı Hephaistos’un adası olduğuna inanılan Limmos her yıl binlerce turisti ağırlamaktan büyük keyif alıyor.
Tarihin, doğanın ve tarımın kusursuz kesişimi olan adanın her noktası başka bir maceraya açılıyor. Bölge üzüm ve zeytin yetiştiriciliği konusunda oldukça parlak. En kaliteli şaraplar, en lezzetli zeytinyağları Limni Adası’nda üretiliyor.
Alışılagelmiş Ege kasabası silüeti burada da sizleri selamlıyor. Arnavut kaldırımlarından, minik beyaz evlere; begonvil çiçeklerinden, turuncu güneşe Ege kasabasına dair ne ararsanız Limmos’ta bulacağınıza eminiz.
Limni Adası Tarihi
Yunan mitolojisi çok Tanrılı bir geçmişe sahip. Limni Adası da demircilik Tanrısı Hephaistos’a ait olduğu söyleniyor. Kendi halinde sessiz, sakin bir adaymış. Tarihi kaynaklara göre bu bölgede farklı bir dil kullanılıyormuş. Pelasg dili adını verdikleri bu dil sadece Limni Adası’na özgüymüş. Antik Çağlarda ada halki ticaret ile geçiniyormuş.
Fatih Sultan Mehmet tarafından 1456 yılında Osmanlı topraklarına dahil olmuş. Trablusgarp Savaşı ardından iyice korumasız kalan Limni Adası Balkan Savaşı sırasında Yunanistan tarafından işgal edilmiş.
Pek çok kültüre ev sahipliği yapması mimarisini de yakından etkilemiş. Limni Adası turunuzda hem Antik Çağlardan hem Osmanlı Dönemi’nden kalan tarihi eserlere tanıklık edeceksiniz.
Limni Adası Gezilecek Yerler
Ada tertemiz plajları, tarihi eserleri ve kusursuz doğası ile dolu dolu bir tatil geçirmenizi sağlıyor. İşte sizin için hazırladığımız Limni Adası gezebileceğiniz yerler listemiz.
Panagia Kakaviotissa Kilisesi
Limni Adası Hristiyanlık dinini benimsediği için haliyle adanın pek çok yerinde kilise görmek mümkün. Fakat içlerinden en sıra dışı olan Panagia Kakaviotissa Kilisesi. Kiliseyi diğerlerinden ayıran özelliği ise çatısının olmaması. Çatı yerine doğal görünümlü kayalık bir kubbe mevcuttur. Halen bazı Hristiyan bayramları sırasında kullanıma açılan kilise sayısız Hristiyan’ı bir araya getirmeyi başarıyor.
Burası Yunan Adaları turunda mutlaka görmeniz gereken yerler arasında. Sigri Köyü taşlaşmış ağaçların olduğu bir yerleşke. Evet, inanması güç. Yapılan araştırmalar bizi 20 milyon yıl önceye götürüyor. Midilli Adası’nda meydana gelen volkanik patlamalar sonucu oluşan yoğun kül ve çamur seli dakikalar içerisinde ormanı kaplıyor. Ağaçlar o kadar hızlı bir şekilde bu bataklığa gömülüyor ki küle bile dönüşmeden taşlaşıyorlar.
Taşlaşmış ağaçların yer aldığı bölge aslında Fosil Orman Doğa Tarihi Müzesi. Burası aynı zamanda 2004 yılında UNESCO Global Jeoparklar Ağı’na dahil ediliyor.
Adanın en büyük şehri unvanına sahip Hephastia Antik Kenti hakkında henüz net bilgilere sahip değiliz. Fakat bu şehrin bir zamanlar çok büyük bir din merkezi olduğunu biliyoruz. Geçmiş dönemlerden günümüze kadar gelmeyi başarmış saraylar, antik hamamlar ve tiyatro Hephastia Antik Kenti’nde yer alıyor. Arkeolojik çalışmaların halen devam ettiği bölgede insan heykellerinin yanı sıra antik çağlarda hayal güçlerinin etkisi ile betimledikleri antik heykel parçalarına rastlanıyor.